Eski Yeni

Eski Yeni

Bir süredir her gün odama geçip bir şeyler yazıyorum. Birbiriyle bağlantılı olmayan bu yazılar, defterimde yerini alırken el yazımın çirkinliğine bakıp üzülüyorum. Daha iyi bir el yazısına sahip olmak isterdim… Ayrıca uzun zamandır bilgisayarda yazdığımdan kalemi tutup uzunca şeyler yazmanın da pek güçleştiğini fark ettim. Fark ettiklerim bununla da kalmadı. Aksatılan her şeyin insanın sırtına yük olduğu gerçeğiyle de yüzleştim…

Eskiden’le başlayan cümleler kurasım geldi. Ben hep kendimi eleştirdim bu hayatta. Başkalarını eleştirmeyi hep sonraya bıraktım. Fakat eleştirilerimden pek ders çıkaramadım da. Belki farklı bir yaşam telaşı içinde olsaydım ders çıkarabilirdim ya da yine aynı olurdum bilemiyorum. Eskiden diyordum, eskiden daha çok okur, daha çok yazar, hatta daha çok düşünürdüm. Geçen birkaç gün bana eskiyi hatırlattı. Kurduğum dünyanın sınırları içine girmek çok kolay değildi. O dünyada yarattığım şeyler büyük bir emekle ortaya çıkar, kıymeti bilinir ve korunurdu. Şimdi hangi dünyanın ikliminde olduğumdan bile emin değilim, değildim…

Bir uyanış, bir aydınlanma, bilinmeyen bir deneyim yaşadım. Yaşadım da denilemez, sanki uzunca bir uykudan dehşetle uyandım. Her yeni yıla temenniler, hedefler, planlar, programlar yapılır ya; ben bu yeni yıla bir başkası, eskiyi yeniden hatırlayan ve ondan çok da uzaklaşmadığının farkına varan biri olarak başladım. İlk günden bu güne değin böyle hissettim, hissediyorum da hâlâ… Sanki hafızasını yitirmiş birinin yıllar sonra hafızasının yeniden eskisi gibi olması gibi bir his yaşadığım. Kitaplığımdaki kitapları yeniden keşfediyorum. Her gün bu masanın başına geçip yazılar yazıyorum. Bu bir süredir defter ve kalemle gerçekleşiyordu. Bugünden itibaren ise benim için bir kimlik haline gelen bu sitede yer alması için klavyemin tuşları sayesinde gerçekleşecek ve akabinde sitede yayınlanacak…

Evet, aksattığım pek çok şey var. Bir süredir bir saate yakın bu masada oturup yazıyor ve okumalar yapıyordum. Artık daha çok buralarda olacağım… Aksattığım Korsan Edebiyat, romanım ve daha pek çok şeyin telafisini burada gidereceğim ve eskinin heyecanını yeni bir yılla birleştirerek çok güzel işler yapacağım…

Her gün bu yazılarda bir şarkı, bazen kitap alıntıları da yer alacak. Okuduğum, okumakta olduğum kitaplardan alıntılar yaparak başka bir yazarla da köprü kurmak istiyorum. Muhtemelen paylaşacağım şarkı da yazı yazarken bana eşlik eden şarkılar arasından biri olacak. Bugünlük bu kadar içimi döktüğüm yeter. Yarın görüşürüz…

Ha bu arada her gün burada 1’den 6’ya kadar bir rakam göreceksiniz. Masamda duran sarı zarı bir ritüel olarak yazı sonunda atıyorum, çıkan rakam sizindir 🙂

– 4 –

 

İnstagram hesabımı takip edebilir, diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz. Ya da her neyse…

Benzer Yazılar

  • Skandal

    Skandal Üçüncü gün… Her gün bir şeyler yazabilmek elbette çok güç. Hele bir de günün bitmesine az bir zaman kalınca insanın işi daha zorlaşıyor. İşte bu yüzden her şeyi zamanında yapmak önemli… Çünkü ıskalayınca birikiyor. Birikince de uzaklaşmayı seçiyor insan. Bu yüzden yorgunluğumu bir kenara bırakıp yazmak zorunda olduğumu anımsattım kendime ve masamın başına geçip…

  • Yaşama dair, yaşamın ötesinde…

    Yaşama dair, yaşamın ötesinde… Yağmurlu bir İstanbul… Aklımdan bin türlü şey geçiyor. Evde iki kedi var. Etrafımda çeşitli şımarıklıklarıyla dolanıyorlar. Korsan farklı bir evde, kalabalık insanlar ve kendinden büyük bir kediyle yaşadığı farklılığa uyum sağlamaya çalıyor. Şaşkın, evin sahibi… Kendinden küçük bir kediyle nasıl oynayacağı konusunda gelgitler yaşıyor. Bir süre sonra belirsizlikler silinip bir uyuma…

  • Bir şey…

    Hiçbir şey istemiyorum sizden. Bu, sahip olduklarımdan dolayı gelişen bir tavır değil. Sadece benim arzuladığım hiçbir şeyi verecek cesarete sahip değilsiniz. İstediğimde; bir sırra haiz olmuşçasına garip, tedirgin ve korkaktınız. Bu yüzden hiçbir şey isteyemem sizden. Bencil tavırlarınızla dağıttığınız gülücükleri arzuladığımı mı düşünüyordunuz? Yoksa türlü zehirler akıttığınız sinsi duygularınız mı benim rüyalarımı süslüyor? Ben sizden…

  • Benim dengemi bozmayın!

      *Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz…

  • Beklediğim Gibiyim – Büyük Ev Ablukada

    Beklediğim Gibiyim – Büyük Ev Ablukada Boş zamanlarda boşluklar yaratma telaşının içinde geçip giden her şey, gelip yığılan her şey gibi anlamsızlaşıyor. Eskide kalmak, çocuk kalmak, sızıp kalmak, bakıp durmak… Bir yerlerde mutlu bir şeyler var. Uzanıp koparasım geliyor. Çirkinleşmek bu mudur? Güzele düşman olmak? Dönüp dolaşıp vardığımız yer, yıllarca kaçmaya çalıştığımız yerse? İçimden akıp…

  • Hepsi bu!

                    Yan masadaki kız bir hışımla kalktı ve “Bitti, bitti işte..” diyerek gitti.. Adam o an sustu.. Gidişini izledi ve boynundaki mendili çıkarıp masaya fırlattı.. Çorba kasesinin içindeydi mendil.. Daha ana mönü gelmemişti bile.. Çorba içilirken, henüz bir iki kaşık alınmışken terk edilmişti.. Yediremiyordu.. Geçen günler, yiten günler miydi?…