Bir yazı: Olasılıklar

Olasılıklar

OlasılıklarBir yazı: Olasılıklar

İçimden gelmeyen bir şeyi yapmak… Sahi sizin içinizden bir şey yapmak geliyor mu? Bahaneler falan yerli yerinde mi? Benim dört yanım bahane zulası… Dönerim dönerim çıkmaz… Ay karanlık…

Kendinizi tanıyamadığınız dönemler oluyor değil mi? Yani sadece bana olduğunu sanmıyorum? Umarım bana özel değildir… Zoraki bir gülümseme ekliyorum bu cümlenin sonuna… Kendini tanımak da iddialı bir söz aslında… Beynimizin olmadık bir yerinde bir nedenden bastırdığımız kim bilir hangi kişilik özelliklerimiz barınmakta…

Kimseyi mutlu edemeyen bir sistem neye hizmet eder?

Ezhel’in Mayrig isimli şarkısını döndürüyorum bu aralar. Ah Hrant… Gerçekten içimden gelmiyor. Çabalamak için bir sebep bulamıyorum. Bulduğumda bir şeyler oluyor ve kaybediyorum yolumu. Niye böyle oluyor? Tüm gücüm; ufacık bir şeyden, bir haberden, bir olaydan dolayı tükeniyor. Sonra türlü yalanlarla yeniden başlamaya çalışıyorsun… Neye, ne için başlıyorsun belirsiz…

Her şey ihtimal dâhilindedir… Tüm ihtimallerin olasılığı da yaşamı yansıtır… İnsan, büyük hayaller kurmayı sever. Oysa büyük hayallerin gerçekleşme olasılığı çok azdır…

Küçük olasılıklarda boğulmaktan yoruldum. Küçük olasılıklar, olma ihtimali en düşük olan ihtimalleri işaret eder. Olma ihtimali en düşük olan ihtimallerin peşinden sürüklenen milyonlarca insandan biri olarak söyleyebileceğim tek şey: Bu iş çok yorucu… Bu işten epey sıkıldım. Bu yüzden hiçbir şeyi umursamıyorum. Tam saha hücuma çıkmaktan başka yapacak bir şeyim de kalmadı. Zira epey farklı kaybediyorum. Yenmek gibi bir iddiam da yok! Şeref golü atsam yeter!

Önceki Yazı: Pata Küte Kutup Ayısı

Benzer Yazılar

  • Neden Bilmem

    Anlamsız gelen şeyler, anlamını yitiren şeyler ve diğer şeyler… Yapış yapış bir ağustos gecesi. Uykuya saygısızlık etmekte direnen ben. Biraz ağrılı, biraz kaygılı ve uzunca bir süredir boşladığım bu bloğun başına geçip temiz bir sayfayı cümlelerle doldurma niyetindeyim. Yanıbaşımda Yoyo, az önce Korsan’la olan koşuşturmacasından yorgun düşmüş beni seyrediyor. Arada –göz göze geldiğimizde– anlamsız sesler…

  • Pata Küte Kutup Ayısı

    Pata Küte Kutup Ayısı – “Ben hâlâ insana dair bir umut taşıyorum içimde. Bütün bunları, bütün yaşadıklarımı görmezden gelerek… Pata Küte Kutup Ayısı “Ben hâlâ insana dair bir umut taşıyorum içimde. Bütün bunları, bütün yaşadıklarımı görmezden gelerek… Bir şekilde iyi olacak şeyler için küçük bir umut saklıyorum. Yaşamın derinliklerinden gelecek bir değişime ihtiyacımız var. Kendi…

  • Masa

    Masa Kucağımda bir bebekle yazmaya başladım. Sağ gözü akmış, hırıl hırıl yazdıklarıma bakıyor. Birazdan bu sakinliğin altından kesin bir hınzırlık çıkacak elbet. Ama şimdi iyiyiz böyle. Günü evde geçirdim. Yapılacak çok iş var. Herkesin evinde durumlar böyle mi acaba? Bu arada az önce sakin dediğim Korsan masanın tepesine çıkıp her şeyi kontrol ediyor. Birazdan oyuna…

  • Pencerelerden Dışarıya Bakan Gözler

    Pencerelerden Dışarıya Bakan Gözler Uzun süredir yazmakta olduğum, bitirmeyi düşlediğim romanımla ilgilendim bugün. Farklı dosyalar açtım bilgisayarımda. Farklı bir çalışma yöntemi geliştirip uygulamaya başladım. Notlar aldım. Notlar sildim. Bir günü daha pencerenin önündeki masamda nihayete erdirdim. Kulağımdaki kulaklıktan “Grandma on the Roof” akıp gelmekte ruhuma doğru… Bir gün daha biterken, karşı apartmandaki ihtiyar çiftle göz…

  • Hepsi bu!

                    Yan masadaki kız bir hışımla kalktı ve “Bitti, bitti işte..” diyerek gitti.. Adam o an sustu.. Gidişini izledi ve boynundaki mendili çıkarıp masaya fırlattı.. Çorba kasesinin içindeydi mendil.. Daha ana mönü gelmemişti bile.. Çorba içilirken, henüz bir iki kaşık alınmışken terk edilmişti.. Yediremiyordu.. Geçen günler, yiten günler miydi?…

  • Yaşamaya Devam

    Günce – 04.09.19 Çiçeklerle geçirdiğim sürelerde, her şeyin ötesinde bir yerde hissediyorum. Tırnaklarımın arasına karışan toprak, bir süre benimle beraber varlığını sürdürüyor. Ardından muhtemelen kanalizasyon macerası başlıyor. Sonra kim bilir hangi çiçeğin vatanı haline geliyor bilmiyorum… Bir şeylerden uzaklaşıp kalabalık bir şehrin sokaklarında bilmem kaç yıllık tarihi köprülerde neyi arar insan? Ya da ben bu…