Eskiler

  • Bir Günün Mücadelesi..

    Öyle delice geliyordu ki, herkesin yaşadığı bir hayatı yaşamak.. Ve öylece kabul etmek varolanı.. Sabahın köründe verdim nöbeti.. Manasız bir yürüyüştü benimkisi.. Bir koli yumurta,bir somun ekmek doymam için yeterliydi.. Marketten eve düz  bir yol.. Kısa ama düşünmek için epey uzun aslında! Sabah insanların yüzü hiç gülmüyordu. Somurtkan ve ruhsuz hepsi… Zaten o lanet sabahları;…

  • Ve hüzün kokuyor yine şehir.. Bütün yalnız sokaklarda.. (İyi ki doğdun Abi..)

    Hayatım beklediğim gibi değildi.. Bu aralar da pek iyi sayılmaz.. Şansoyunlarında epey çuvalladım.. Bugün eksilerde süzülüyorum.. Çok umursadığımı söyleyemem, ama canımı sıkmıyor da değil hani! Bir kangal sucuk aldım, iki sıcak çikolata paketi ve bir paket çok tuzlu çekirdek(çiğdem,ay çiçeği,günebakan, ne haltsa!), geceyi bunlarla tüketeceğim.. Su ısıtıcısana su koyup  maçın seyrine daldım, epey sonra sıcak…

  • Gel Otur Şöyle Yaver, Sana Anlatacaklarım ve Bir Teklifim Var..

    Sana anlatacaklarım var.. Söyleyemeyi düşündüğüm  birkaç cümle.. Hayatın garipselliği üzerine biraz kafa yorma telaşı benimkisi.. Kafan karışacak biliyorum, benim epey çorba oldu bile.. Ama anlatmazsam öleceğim.. Yaver günler geçiyor, sıkıyor da bazen.. İsyan etmek, haykırmak, çıldırmak.. Ufaktan ufağa yalnızlaşıyorsun.. Bekleneni verememek.. Tabağını bitirmek, hediye beklemek, sevgi sözcükleriyle sahte ama huzur veren bir zırhla kendini kaplayıp…

  • Karamsarlık çıkmazı!!

    Öyle soğuk, öyle telaşsız bir ruh halindeyim ki! Zifiri karanlığa adeta gömülmüş bir adam misali.. Bazen yataktan kalkınca direk koymaya başlarsın, bu sık olur aslında.. Yine mi sabah, yine mi iş, yine mi telaş, yine mi koşuşturmaca.. Yine yine ve yenilenerek devam eden bir süreçtir bu.. Hayattır bu.. Klişeleşmiş bir hayatınız varsa ve bundan şikayetçi…

  • Denizin hissettirdikleri…

    “Eksik bir şey mi var, anlayamam?  Bak çayım sigaram, her şeyim tamam” Ufak ufak inandırdık kendimizi.. Usul usul kandık yalanlara.. Denizin kenarındasındır.. Rüzgarın taşıdığı deniz kokusu içine işler.. Köpüren dalgalar ve martıların haykıran sesleri.. Huzur.. Sayısız kum tanesinin içerisinde, bir deniz kabuğu gözüne çarpar. Alırsın eline o deniz kabuğunu.. Hafif saydam, kırılgan beyaz.. Ona göre…

  • Geyiklerin boynuzu..

    “Söz-44:Hiç kimseye iyi dileklerde bulunmuyorum, bunca yıl bulundum da noldu? Hep daha beterini yaşadık, ne haliniz varsa göreceksiniz bu sene de hakettiğimiz gibi.. KorsanKalem” Saat 16.00 suları içmeye başladık. Daha öncesinde eve temizlik ayarı yaptık biraz. Öyle çok bişey değil, biraz süpür, biraz çöp at, bulaşık yıka falan.. Daha da öncesinde alışveriş yaptık, biraz nevale…

  • Yine Aynı Bir Sabah İşte!

    Yine uyandım. Akşam fena şekilde içmiştim, kafam çatlıyor.. Yatakta bir süre öylece oturdum ve etrafımı izledim. Yatıp akşama kadar uyumak geçiyordu içimden.. Telefonu kapatmak, zili yerinden sökmek, kulaklarımı tıkamak.. Ortalığı bok götürüyordu.. Pislik içinde yüzüyordum adeta! Her zamanki gibi kalkıp yatağımdan yerdeki eşyalara, çöplere tekmeler savurarak dolanmaya başladım, ne sıkıcıydı.. Giyinip mesai denen şeyde koşturup…

  • Aşk Üzerine..

    En büyük beceriksizliğim, aşktı benim.. Beceremedim, herkes gibi sevmeyi.. Çok sevdim, çok sevildim, belki de haddinden fazla.. Şanssızlığımdı galiba, ya da denildiği gibi bir şanssızlık.. Ya da doğarken yalnızlığı seçmiştim..Bu durumu tarif edecek pek kelime bulamıyorum.. Ama üzgünüm, herşey için! Yaşadıklarım ve yaşayamadıklarım için.. Yaşatamadıklarım da buna dahil.. En çok da yaşatamadıklarım.. Eğer varsa, Allah…

  • Ben..

    Ben türlu türlü kelime oyunlarıyla ve çeşit çeşit hikayelerle hayatı anlatıyorken öylece,bu sahte gülüşlerle yavaş yavaş kıyametin oluyorum.. Boktanlık ve çamur.. Evet saplandığım bu bataklığın içinde ağır ağır gömülüyorum ve bataklık kokuyor.. Sivrisinekler uçuşuyor çevremde, kanemiciler.. Ben bu boşverişimle çevreye hüzün yayıyorken ve hüzünlü şarkıların telaşlı ezgilerinde, yanlızlığımla sarhoş oluyorken, yaşamın telaşsız ve sessizliğine aldanıp,…

  • Siyasete İlgi Duyan Gençlere Uyarı..

    İnsanların ilgileri çok çeşitlidir. Birçok farklı şey bizlerin ilgimizi çekebilir.. Ki bu hayarımız süresince de değişen bir durumdur.Yani zamanında bizler için çok önemli olan bir durum, ilerleyen süreçte hiç bir anlam ifade etmeyebilir.. Bu gerçektir ve hayatın vazgeçilmezindendir.. Benim de birçok ilgi odağım oldu. Vazgeçişler yaşadıklarım da.. Doğal bir durumdu yani. Ben özellikle orta okul…

  • Yorum yok! Yorum çok yada Bok!

    Bunca bok çukuru varken dünyada,hergün fena haberler izlerken, yazasım gelmedi.. Gelmiyor.. Mutlu tablolar çizemiyorum ne bileyim.. Komik geliyor renkli cümleler.. Manasız.. Umudunu kaybetmiş,huzursuz bir ruh hali içindeyim.. Ve yağmur yağmakta, hava soğuk.. Kahreden telaşımı bir kenara bırakmışım.. Beş kitap birden okuyarak zihnimi dinlendiriyorum. Boşluğun o tarifsiz duygusalında süzülüyorum.. Gelen günlerin karamsarlığı sarıyor.. Bu arada aptal…

  • Kirli dünyaların soğuk mezesiydik nihayetinde..

    Cennetin ve cehennemin ayrımında, dünyanın sıradan hareketlerini gözlemliyorum.. Şeytanın aslında insan olduğunu anlıyorum.. Ölümler soluk, mat yağlı boya tablo misaliydi.. Sansasyonel haberler günden güne artmaktaydı ve gazeteler binbir çeşit yalan haberle doluydular.. Ölüme çok yaklaşmış olan insanının gözündeki o korku hali.. Ne gariptir değil mi? Arabanın çarptığı kadın; ıslak ve soğuk o pis asfaltın üzerinde…

  • BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ

    Dünya olanca pisliğiyle dönmeye devam ediyor.. Sistemler karmaşık, planlar adi.. İnsanlığa dair yakışmayan ne varsa bugün sokaklarda, dünyanın dört yanında kaydedicilerin gözleri önlerinde yapılmakta.. Ve aptal kutuları dünyayı sarmış, ağababalık sanalı hastalık haline gelmiş.. Süreçler çok daha hızlı işler hale gelmiş.. Bizim çocukluğumuz böyle değildi.. Bizler saf ve tertemiz duygularla büyüdük.. Bizim en büyük hayalimiz…

  • Bizlere reva görülen zamansız ölmektir!

    Kamplaşırken dünya, uçurumlara giderken insanlık kolaydı unutmak herşeyi.. Ölümlere üzülünürdü eskiden, şimdiyse içten içe gülüyorlar.. Cahillik, geri kalmışlık.. Demokrasi denilen kurmaca herkese demokrasi olmuyor bazen.. Şimdi sinir bozcudur soğuk.. Taş toprak, ölüm kokusu.. Beton blokların ezdiği vücutlardaki ağrılar, sızılar.. Kayıpların o çekilmez acısı.. Eski mahallenin yeni yüzü.. Küçük kıyamet.. Doğanın yıkıcı gücü, insanın acizliği… Ölümlerin…

  • Neylersin?

    “KARARTMA Kapılar tutulmuş neylersin Neylersin içerde kalmışız Yollar kesilmiş Şehir yenilmiş neylersin Açlıktır başlamış Elde silah kalmamış neylersin Neylersin karanlık da bastırmış Sevişmezsin de neylersin Paul Eluard” Neylersin sevdiğim? Ben böyleyim neylersin? Gülümserken bile ağlarım, ağlarken bir köşede, deli gibi gülerim.. Islanmayı ve üşümeyi severim ama hep umudumdur güneşli birgün, neylersin.. Tutarsızım, anlamsızım belki; korkağın…

  • Matlaşan renkler..

    Sıkıntılı bir günde, boş gözlerimin denizin maviliğiyle buluşması tesadüf değildi. Gözlerimdeki yorgun yalnızlık ne zaman çekilmez olsa, soluğu mavi serinliklere dalmakta alıyor. Bu soğuk günlerde kazağımın içine hapsolan güneş ışınlarıyla anca ısınabiliyorum. Bedenim atıl ve bitkin.. Sevdiklerimden epey uzaktayım. Ama bu ruh halim tarif edilmez yaralar açıyor sevgilerde.. Saçlarım dökülüyor, ruhum daralıyor. Olumlu denilebilecek tek…

  • Bu heplik beni öldürecek..

    Bu heplik beni öldürecek.. Hep birşeyler için adım attığımda bişeyler olur, rüzgar tersten eser, fırtına çıkar, ters köşe olurum.. Hep iyi giderken işler, kötüye dönüverir.. İyi bir yazı yazacakken, elektrik kesilir, su basar.. Hastalanırım birden, uyuyakalırım.. Hep sabah olur ve ardından gece.. Bu heplik içinde parlayan yıldızlar da olur, kayanlar da.. Ama gökten eksilmez yıldızlar…..

  • Düz yazı..

    Ölüm uykusuna yatmış gibiydim.. Geç kalktım.. Delice yağıyordu yağmur.. Hava buz.. Gök karanlık.. Ev dağınık ve kirli.. Yeryer rutubet kokuyor.. Köşelerde örümcek ağları.. İçin için ağlayan bir ev.. Acizliğin yağlı boya tablosu gibiydi.. Biraz dolandıktan sonra giyindim.. Artık botların zamanıydı.. Kirli botlarımı severim.. Onları da ayağıma geçirip, attım dışarıya kendimi.. Boş sokaklar.. Yazın ana avrat…

  • Gece lambasının sıska kırmızısı içinde, üşümek gibisi yoktur, koca evin merkezinde..

    Sosyal yardım projlerine bile bulaşan siyasal şakşakçılık! insanlıktan çok uzakta biryerlerde, iyilik vardı sahiden.. Ya da bize öyle olduğundan bahseden kuş beyinliler! Rüzgar olanca meymenetsizliğini kentin üzerine püskürtüyor.. Boş beleş bakışlarım bir o kadar manasız.. Dostluğu, dünyayı ve yaşamı sorgularken, usul usul uzaklaştım insanların sahilinden.. Bata çıka bir seyirdi benimkisi.. Bazen yalındım denizin tam ortasında…

  • 07.10.2011 01.40

    07.10.2011 01.40 Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız.. Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans ve ters orantılı olan sinirlilik hali.. Saat 6ya gelirken sabırsızlanmalar ve heran fazladan bir iş…