Eskiler

  • Herşeyde Biraz Hüzün Var!

      Yüzüne bakıyordum.. Aslında öylesine baktığında, adeta bir insan gibiydi.. Yani ayakları, elleri, kolları, gözleri, burnu, kafası.. Herşeyi yerli yerindeydi.. Ama birşey eksikti.. Beynin içindeki insanlık maddesi.. Bomboş gözlerle bombok bakıyordu.. Suratına tükürmemek için zor zapteddim kendimi.. Yapacak çok bir şey yoktu onun için.. Biraz konuşmayı denedim, kapalıydı.. Bir moron balığı gibiydi.. Ölü bir moron!…

  • Yazarlık Üzerine ve Yeni Bir Dergi..

    Yola çıkarken herşeyi göze alır insanlar.. Ama ilerledikçe virajları, tümsekleri, ışıkları öğrenirsin yavaş yavaş.. Ve yol bir süre sonra yakınılası bir eziyete döner.. Oysa daha ilk kilometrede herşeyi göze almışsıdır.. Unutursun tabi.. Unutmak insanların en iyi becerdiği iştir.. Bunca yol aldıktan sonra yakınacak çok da kibirim olmadı.. Yani yazmaktan bahsediyorum.. Bir amaç uğruna yazmadım.. Amacım…

  • Yeni neslin yaşadığı boşluğa aparkat atmak-1*

    Halk müziği konserinde öyle içlendim ki.. Herkes serilmiş yerlere, izliyorlardı konseri.. Mutluydular yada öyle görünüyorlardı.. Eve gidip dergiyle ilgili projeler üretmeliydim.. Ama orada kalmayı tercih ettim.. Sanırım dışarıdan gören birisi için mutlu izlenimi veriyordum.. Demek ki içimdekileri dışa vurmakta güçlük çekiyordum.. Ya da her insanın durumu böyleydi.. Yani genel insanların özelliği olma ihtimali vardı bu…

  • Sakız gibi uzayıp gider..

    O kadar gereksizdi ki yaşamları.. O kadar boştular ki! Bir sivri sineğin emdiği kan kadar iğrençtiler.. Ve daha bu başlangıçtı.. Baktıkça gözlerinin içine ve konuştukça her biriyle midem kalkıyordu.. O suratlara kusmalıydım.. Ama hiç cezalandırıcı olamadım.. Hiç kötüyü oynamadım ben.. Karanlık bir odada öylece yazdım sadece.. Şimdi yeni telaşlara girdiysem de bunlar yine yazma telaşının…

  • Üç günlük dünya, kasma..

    Hiç bir şeyi umursamadan, devirdim çalışma masamdakileri.. Koydum bir defter bir kalem ve bir kaç şişe, içleri dolu.. İçtim.. Göz yaşı dökmedim dersem kendimle çelişirim.. Çok yazdım dersem yalan söylerim.. Belli belirsiz birkaç cümle hepsi bu.. Masanın gerçek sahipleri yerde, sahtekarlar tam üstünde.. Rulo peçete bölük börçük kullanılmış ve hala nemli.. Günler geçer.. Masanın yanından…

  • Pisliğin İçinden Bildiriyorum..

    İnsanlar hep aldanıyorlar aslında.. Aldatıyorlar kendi kendilerini.. Kandırıyorlar türlü yalanlarla.. Değersizleşiyorlar ve değerli olan ne varsa, değersizleştiriyorlar.. Bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor toplumun içinde.. Kirli telaşlarla, bembeyaz rüyalara saldırıyorlar.. Yani güneş doğduğu gibi batmıyor; insan uyandığı gibi yatmıyor yatağa.. Çoğu kez canın sıkılıyor.. Saçma ve gereksiz olaylardan.. Çoğu kez tökezlemeni bekliyorlar.. Tökezleyip yere kapaklanmanı.. Kapaklandığında…

  • İsimsiz

    Bunca insan; omuzlarına basabasa çıkmak isterken yukarılara ve yine bunca insan kalbini kıra kıra tanımak isterken dünyayı; bir mide ağrısı ne kadar önemlidir ki hayat diliminin şu anında? Yani akşam oluyor ve hiç engel olamıyorsun.. Yani canın yanıyor, için acıyor, bir yerlerin kemiriliyor ve senin sesin bile çıkmıyor! Işıkların birer ikişer yandığı yalancı bir sahnedir…

  • Bomboş..

    Yaşamın onca hikayesini yaşayıp, bunca şeye şaşırmak saçma geliyor çoğu kez.. Ama tipik insan özelliği devreye girdiği için, saçmalıklar pek bir şey ifade etmiyor.. Aptal kutularında yemek vakti seyredilen “sıcak” savaş haberlerinin gerçekliğini ve dehşeti göremeyen günümüz mutlu ailesi, yarınlarda aynı savaşın farklı bir cephesinde görev alacaklarını henüz kavramamış görünüyorlar.. Ama insanoğlu çabuk öğrenir.. Çabuk…

  • Bazen kaybolursun kendi içinde..

    Yüreğim beş para etmezdi.. Yüreğim satılık değildi ki! Hiç satılığa çıkarmadım.. Bedenime ve ruhuma ihanet etmedim hiç.. Ciğeri 5 para eden adamlar tanıdım.. Ruhsuz kadınlar ve kirli kalpler.. Kanlı komediliklerinize gülemedim de hiç.. Velhasıl istemediniz yanınızda asık suratlı birini.. Ben de gittim! Şimdi kalp kanatan sözcüklerinizleyim. Yoksul bakışlı sokaklarınızla, sarhoşluğunuzla ve berduşluğunuzlayım. Parçası çok para…

  • Viranelikteki Adam

    suskun ve yorgun bir adamdım , bir kaç notada hüznü koktum, soldum.. bittim ben.. bazılarının ev dediğine, viranelik diyerek başladım hayata, ve o günden sonra, o lanet günden sonra, o cehennemden ve o savaştan sonra, hiç birşey eskisi gibi olmadı, ki ben eski bir fotoğrafa gülümsemiştim bir kere.. eskiyi özlemek bu viranelikte, öpüşmek gibidir..  …

  • Sustunuz! Hepiniz Suçlusunuz!

    Havayla paralel ilerleyen sağlığım, gece yazmama engel oldu.. Birikmiş bir yorgunluğun hastalığını yaşıyorum.. Baya bir abandım kendime.. Epey yordum, yüreğimi.. E tabi bir de ev durumu var yani annekucağında olmanın rahatlığıyla salıverdim kendimi.. Öyle gecelerdi, ateşler içinde.. Ateşim çıktığında gördüğüm bir kabus var.. Koca koca yorganlar üzerime düşüyor ve içlerinde boğuluyorum.. Hep böyle olmuştur, çocukluğumdan…

  • Ben Hayatta En Çok Kendime Yalan Söyledim..

    Konuşacak kimse kalmayınca odada, yalnızsındır.. Aslında oda doluyken de yalnızsındır, ama bir farkındalık katar odanın boşalması.. Oda boştur ve sen bu kadar saattir boşuna konuşuyorsundur.. Aslında kendin olabilmeyi başardığın kadar varolursun.. Başkalarının hayatlarını kopyalarsan, içindeki seni tüketeceksin.. Koca bir tutarsızlık olacaktır bu.. Akıntı yorar insanı.. Kulaçların gitgide güçsüzleşir.. Denizin içinde akıntı yorar insanı.. Kulaçların yiter…

  • Ölmek İyidir Bazen..

    Bazen ölmek iyidir.. Şu zamanlarda.. Yarının getireceği tüm pisliği görmeden toprağa düşmek iyidir.. Günden güne, böbürleniyorlardı.. Güç dengelerine yön veriyorlardı evet.. Tüm pisliklerini yayıyorlardı.. Kanalizasyon kokuyordu şehir.. Böyle günlerde ölmek tutarlı bir davranıştır.. Güç mekanizmaları ne hoyratlar! Çekinmiyorlar, utanmıyorlar yüzlerimize bakarken.. Sıkılmıyorlar.. Güçlerine güç katıyorlar.. Böyle günlerde ölmeli bazıları.. Misal sinmiş sıskalıklarında, renkli geceler düşlerlerken…

  • Aklıma Gelenler/Aklımda Olanlar-3

    Akşamın geldiğini ışıklardan anlarsın büyük şehirlerde.. Bir kısım devam ederken sefasına, bir kısım hala sefalette.. Gökyüzü bulutlara emanetti, karşıyı sis çalmış.. Biliyor musunuz ya da farkında mısınız bilmiyorum ama; medeniyet doğaya hep boyun eğecek.. Islaktım.. Tüm şehrin nemini taşıyordu bedenim.. Zehirli yağmur damlaları bedenimde süzülüyordu.. Kim bilir hangi hastalıkların sebebi olacaklar.. Tıkanırdı kanalizasyonlar, bir yağmurda…..

  • Beni Kaktüsümle Yargılayın..

    Gülü seven dikenine katlanır diye bir söz var ya hani, yani o söze sevdalı- güle sevdalı dikene katlanan- ilgili gül insanlarına seslenmek istiyorum.. Kaktüs sevenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Gülden çekmedim, kaktüsten çektiğim kadar.. Zaten güle karşı bir antipatim var.. Sevmiyorum o renkli asilzadeleri.. Bülbüller darılmasın lütfen.. Ben kaktüsleri çok seven bir doğa dostuyum.. Nedense çok…

  • 05.30 Yazısı.. (Bu yazı için uyumadım be!!) “Yat Geber”

    Koskoca sevgi denizindeki, çorak bir sevgisizlik adasıydım.. Güzelim düzlük ovaları çevreleyen karamsar sıradağlardandım.. Gecenin beşinde, kek yiyerek yazma cesaretini nereden buluyordum?.. Ve herkes uyurken.. Büyük şehirlerden nefret ediyorum.. Evet ben uzaklaşmışım insanlardan.. Yabancılaşmışım.. Ama üzüldüğümü söyleyemem.. Metrodaydım ve iki kadın işyeri muhabbetlerini bitiremiyorlardı.. Saat 23.34.. Ve metroda aslında ne iyi bir şef olabileceğini anlatan bir…

  • Herkese benden 1 kupa.. Ben oynamıyorum..

    Ne oldu şimdi? Galatasaray şampiyon oldu.. Fener ikinci.. Trabzon üç Beşiktaş 4.. Bunların her biri seneye avrupaya gidecek.. Bursa da gidiyor sanırım.. Yakında Bursa-Fenerbahçe kupa maçı var.. Kim kazanır? Fener.. Niye diyeceksin, öyle anlaştılar be yaverim.. Şampiyonluk sevinç, kaybediş kaos kavga ve kan.. Bu ülkenin ne kadar çığrından çıktığının bir göstergesi.. Tahammülsüzlüğün dik alası.. Savaş…

  • Benim yazabildiklerim.. (Aslında hiçbir önemi yok!)

    Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm.. Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı…

  • Herkes içer ve herkes..

    Hava ilerleyen saatlerde soğumakta.. Ve benim ilerleyen yıllarla kaşlarım çatılmakta.. yalnızlığa övgülerle sövgüler arasında, koca bir gökyüzünü izlerken, bir yıldızın kayabilme oranlarına da kafa yoraraken, ömrün yitip gidişini selamlıyorum.. Öyle katıksız öyle aç ve muhtacım ki sevgiye! öyle böyle değil! gece ışık saçan herşeye lanet okurken sokakalarda, dönüp dolanıp girdiğim o rutubetli odada, kırmızı ışıklı…