Usul usul yürüyorsun. Elindeki siyah poşetin içindeki şişeler birbirine vuruyor inadına. Sanki sokaktaki tüm pencereler senin aciz bedenini izliyor. Ve şişeler birbirine her vuruşunda sanki belediye, halka sokağa bakması için baskı yapıyor! korsannnnSense heybetli apartmanların yanında kendini daha bir ezik hissediyorsun. Yol uzuyor, sen kısalıyorsun ve yağmur hep, böyle olmadık zamanlarda yağmaya başlıyor. Yazdıklarının en ufak değeri yok ve kaybolmuş umutların. Tam beş kat tükeniyorsun, soluk soluğa kalıyor bedenin ve evine biraz daha düşmüş, biraz daha yenik giriyorsun her geçen gün. Bu engellenemez bir yıkım. Kirli koridoru yürüyorsun, yine kasıkların idrarla dolmuş ve güç bela atıyorsun kendini tuvalete. Kirli. Gördüğün her şey kir içinde! Sana ait olan her şeyi kalın bir kir tabakası kaplamış! Kapı kolları, camlar, aynan, klozetin ve duş aldığın kabin… Yatağından pas damlıyor yere! Hayatına biriken kirlerle birlikte halay çekiyorsun. Sifon yine su akıtıyor. Çeşme de öyle! Sanki diyorsun, sanki yarıştalar anasını satayım. Odan iç organların gibi, darmadağınık bir düzene ait adeta. Üstünü başını çıkarıp, temiz bir bardak bulma telaşına giriyorsun. Ve bulamayıp, bir gün önce kullandığın çay bardağını soğuk suyla duruluyorsun. Bu durulama işi epeydir de devam ediyor! Hayat bundan daha kötülerini sunduğu içindir, fazla önemsemiyorsun mikropların bedenine yapacaklarını. Poşetin içinde seni senden alan şişeyi çıkarıyor ve çay bardağının yarısını dolduruyorsun içindekiyle. Ardından yine siyah poşetin içindeki soda şişelerinden birini alıp açıyor ve bardağın geri kalan kısmını dolduruyorsun. Su berraklığı yerini garip bir beyazlığa bırakıyor. Koku burnunu geçip beyninde bir yerleri uyuşturuyor hemen. Ve bardağın yarısını tek hamlede midene indiriyorsun. Hiç olmadık biri geliyor aklına. Lisede dövdüğün bir çocuk mesela, ya da hiç konuşamadığın; ama sırılsıklam tutulduğun kızlar… Sonra bardağın dolu tarafını görüp, onu da midene boca ediyorsun. Miden tanıdık bir dostu karşılar gibi değil de, sanki kanlı bıçaklı düşmanıyla rast gelmiş gibi o an! Yıllar yılı süregelen dostlukları bitmiş, birinin olduğu yerde öteki acıdan başka bir şey veremez hale gelmiş! Her şeye rağmen öpüşüp koklaşıyorlar. Acılarını katık ediyorlar dostluklarına. Ve sen ızdırap içinde sarhoş olmayı bekliyorsun. Hiç gelmeyecek mesajları bekleyenler gibi. Dönmeyecek çocukları özler gibi bekliyorsun. Bir günü devirme telaşıyla bekliyorsun. Beklediğin yerler ağrıyor. Ve bir süre sonra hiçbir alkol dindirmiyor acını. Acını deşen gündüzlerle birlikte, bir de uykusuz geceler ortaya çıkıyor. Olumlu ne oldu ki diyorsun, ne zaman huzur çatı katımıza uğradı? Birileri elleriyle tuttuklarının değerini bilmiyorken, neden bana bu cefa diyorsun. Sonra yatağına düşen izmarit, yuvarlak bir yanık daha bırakıyor yatağına. Yatağına bakıyorsun, bundan beş yıl önce sapasağlam olan yatağın, şimdi köstebek tarlasına dönmüş gibi delik deşik… Geçmişe dalıyor gözlerin yatağa bakarken… Bundan beş yıl önceki hayallerini düşünüyorsun. Her şeyin yarım kaldığı bir hayatı yaşıyorsun. Tüm bu gerçekler, beş yıl içinde kirlenmiş. Geriye yalanlar ve kirli gerçekler kalmış!

KorsanKalem 00.30 26.11.14


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir