Yaşamaya Devam

Günce – 04.09.19

Çiçeklerle geçirdiğim sürelerde, her şeyin ötesinde bir yerde hissediyorum. Tırnaklarımın arasına karışan toprak, bir süre benimle beraber varlığını sürdürüyor. Ardından muhtemelen kanalizasyon macerası başlıyor. Sonra kim bilir hangi çiçeğin vatanı haline geliyor bilmiyorum…

Bir şeylerden uzaklaşıp kalabalık bir şehrin sokaklarında bilmem kaç yıllık tarihi köprülerde neyi arar insan? Ya da ben bu sokakların bilinmezliğinde ne yapmaktayım bilmiyorum. Bildiğim tek şey, şehirler büyüdükçe insan küçülüyor. Koskocaman bir tarladaki karınca misali görünmez oluyorum. Bundan rahatsız da değilim…

Sorguladığım şeyler bundan yüz yıl sonra muhtemelen önemsiz birer ayrıntı olarak kalacak. Anlamlandıramadığım şeylerin listeleri uzayıp gidiyor. Belki başka bir hayatta daha önemsiz bir sebeple yaşayıp öleceğim, ama şimdi aldığım nefesin hakkını vermek gibi bir görev edindim. Delilik bu!

Plansız, programsız ve düzensiz yapılan her şeyin uzun vadede tutarlı başarısızlıklara çıktığını biliyorum. Bu yüzden yeni bir yola çıkıyorum. Artık günlük bir ritüel olarak yazacağım buraya. Uzun ya da kısa, ama yazacağım. Hikâyelerim, şiirlerim ve diğer şeyler Korsan Edebiyat’ta olacak. Yetişemediğimiz günlere, geciktiğimiz anlara inat, öyle ya da böyle bu durakta olacağım.

Çok şey anlatılıyor bu limanda. Çok insan var, çok kelime ve çok cümle… Bir şekilde var olacağız. Var olmak zorundayız. Varlığımız başkalarının varlığını etkisiz kılmadan, yaşamaya devam edeceğiz…

Benzer Yazılar

  • Kendini

    Kendini Bir şekilde yaşadığın gerçekten uzaklaşarak kuytu bir köşeye çekilip kendini dinlediğin oluyor mu? Hayatına dokunanları, geçmişin karanlık köşe başlarını, anlamsız kırgınlıkları, büyük hayalleri, yıkılan düşleri ve sana dair ne varsa tamamını elden geçirip yüzleşebiliyor musun? Aklına gelen cümleleri, tereddüt etmeden bırakabiliyor musun kalabalığının üstüne? Yoksa o kalabalığın arasına karışıp yaşamını sürdürmeye devam mı ediyorsun?…

  • İstanbul

    – İstanbul – Güncelikler 07.09.19 Anadolu Hisarı’nda çokça vakit geçirdim. Bunun nedeni oturduğumuz yere yakın olmasından kaynaklanmıyor. Orası içimde farklı hisler uyandırıyor. Tam tarif etmem güç. Ama huzurlu bir his… Göksu Nehri’nin denize kavuştuğu o masalsı yerdeki eski yalıların bir kısmı günümüzde kafe olarak işletiliyor. Nehrin kıyısında çayını yudumlayan insanlar kim bilir neler düşünüyor? Ben?…

  • Fotoğraf Hesabı

    Fotoğraf Hesabı Bir fotoğraf karesinin anlattığı çok şey vardır hayata dair. Geçmişin tüm yükünü sırtlar fotoğraflar. Unuttuğumuzu sandığımız her an, eski kayıtlarda gizlenir. Açıp baktığımızda ise, acının bir tonuyla gülümseriz. Büyük kahkahalar atılmaz fotoğrafların arkasından… Sessizce gülümsenir. Çünkü kaybedilen her şey oradadır. Geri gelmeyecek günlerin tanığıdır fotoğraflar… Bazen, geçiştirdiğimi hissediyorum hayatı. Geçen günleri umursamıyorum. Gelecekten…

  • Korsan

    Korsan Yağmurlu bir sabah, uykumu alamadığım bir uyanış ve işe gidişin trafik sıkıntısı… Birbiri ardına sıralanan günlerin tekdüzeliğinde yeni bir şeylerin olmasını bekleyen ve beklemekten vazgeçen insanlarla birlikte günü geçirdim. Yıllar önce işe başladığımda garip duygular içindeydim. Öncesindeki iki yılın hem fiziksel hem de psikolojik etkilerini üzerimden atmam çok da kolay olmadı. Geriye dönüp bakınca…

  • Hepsi bu!

                    Yan masadaki kız bir hışımla kalktı ve “Bitti, bitti işte..” diyerek gitti.. Adam o an sustu.. Gidişini izledi ve boynundaki mendili çıkarıp masaya fırlattı.. Çorba kasesinin içindeydi mendil.. Daha ana mönü gelmemişti bile.. Çorba içilirken, henüz bir iki kaşık alınmışken terk edilmişti.. Yediremiyordu.. Geçen günler, yiten günler miydi?…

  • Son Bulan – Bölüm 2: Öncesinin bilinmezliğini kuşanan, sonrasının bilgesi olamaz…

    Bir süre sonra, acı siliniyor. Sanırım bedenimdeki kan bitmek üzere… Kalbimin ağır aksak ritmi, güçlü bir davuldan alıntılanmış gibi. Gözlerimi kontrol edememeye başladım. Bunlar son anlarım… Öncesinde hissettiğim soğuk, yerini soba sıcaklığına bırakmış. O an, annemin evdeki sobanın üzerinde pişirdiği kestanelerin tadı geliyor aklıma. Küçücük bir yutkunuşun ardından, boğazımın kuruduğunu anlıyorum. Bir daha asla boğazımdan…