Yazınsal Çukuru...

  • Hayat Bayram Olsa…

    Hani bir şarkı var ya: Şu dünyadaki en mutlu kişi Mutluluk verendir Şu dünyadaki sevilen kişi Sevmeyi bilendir Şu dünyadaki en bilge kişi Kendini bilendir Şu dünyadaki en soylu kişi İnsafa gelendir Bütün dünya buna inansa Bir inansa hayat bayram olsa İnsanlar el ele tutuşsa Birlik olsa Uzansak sonsuza Keşke bu şarkıdaki gibi bir bayram…

  • Yeni Gün…

    Bir gün daha başlıyor. Oysa ben yeni bir güne başlamak istemezdim. Çünkü temizlenmedi kir. Duvar sloganlarla dolu. Ve ne gariptir, bir önceki sloganın üzerine yazılmış yenileri… Tek değişen dünkü siyah, bu gün ise beyaz boyayla… Dün silahla, bugün bombayla! Binlerce yıldır süregelen bir kavga bu… Kim haklı, kim haksız; kim neyi savunuyor belli değil! Kim…

  • Bir takım isteklerim var Ağbiler!

    Büyüdüğü evin yıkılışını izleyen çocuklar gibi izliyoruz şimdilerde… Bir ülkenin ve dünyanın neye dönüşeceği korkusu içimizdeki… Oysa biz eskiden sokaklarda; yırtık kazaklarımızı, yamalı pantolonlarımızı umursamadan oynardık hep birlikte… Yıllar geçti, büyüdük. Aynı oyunları oynadığımız mahallemizin çocuklarıyla, şimdi aynı sokakta bile yürüyemiyoruz. Bırakın selamlaşmayı, rastlaşmamak için yolumuzu değiştiriyoruz. Her şeyin biraz eskidiği bir çağdayız sanırım. Ya…

  • Yalnız gidersin eve

    Yalnız gidersin eve, Ve yalnız geldiğini hatırlarsın bu dünyaya Işıklı sokaklardan geçerken, Nöbetçi eczanedeki kalfa uyuklamaktadır. Oturduğun rakı masalarında yine aynı hikâyeler anlatılmıştır Ve sen de yine aynı hikâyeni anlatmışsındır ilk günkü gibi Hikâyeler bir süre sonra sıradanlaşır Ve ilk defa dinliyormuş gibi yapılır, çaktırma! Yalnız gidersin eve, Yanılmışsındır çünkü, Sana sunulanla Senin istediklerin arasında…

  • Küçüğüm, daha çok küçüğüm… Burak’ın anısına…

    Küçük bir şey yitirdiğini zannedersin. Oysa yiten-yitirdiğin kocaman bir şeydir. Canını yakan ne varsa, önemsiz kalır bu acı karşısında… Canın, bir daha bu kadar çok yanmaz bilirsin… Her şey kurulu bir düzenin sonucu mudur? Yoksa her şey, her gün kurulmaya mı mahkûmdur? İçinden çıkamadığın sorularla büyürsün. Sahi gerçekten büyür müsün? Yağmur damlaları, gözyaşlarıma karışıyordu. Ben…

  • Buraya bakacağını sanmıyorum…

    Şarabın gazabından kork… Ellerimi tutma, gözlerime ise hiç bakma… Sevme beni… Seveceğin de yok zaten… Dökme yollarıma gözlerini… Yıkılsın bu düzen, şarap bitsin artık ve geceyle gündüz hiç eşitlenmesin benim dünyamda! Hiç eşit olmadılar da zaten.. Ben bir yolcuyum, yolum tutarsızlıklarla dolu ve sen hiç dokunmadın benim yarama. Yollarımız hiç kesişmemiş. Şimdi evlerinde hüzün, ellerinde…

  • Kötü bir gece

    Karanlık odalarımıza sığındık. Binlerce sayfalık kitaplarımıza sarıldık Seni aradık, Gökyüzünde değildin Gökyüzünde olsan olmazdı yeryüzündeki kötülük Yerin binlerce kilometre altında değildin, Yerin altında ecelsiz öldürülen bedenlerden başka bir şey yoktu çünkü Toprağına çıplak ayaklarımızla bastık, suyunla yüzümüzü yıkadık Ne hikmet vardı, ne rahmet, ne huzur, ne sevgi… Tükenen kaynaklar arasındaydı insanlık Sana yüzümü sürmek isterdim…

  • And olsun biz kazanacağız!

    Bir önceki gece sabaha karşı yatmasaydım, sabah yola çıkacaktım. Gideceğim yer başkent Ankara’ydı. Ama diyorum ya, gece uzun sürdü. Sisin içinde, huzurlu bir gece. Unutulmaya yüz tutmuş şeylerin, serin bir bahar gecesi yan yana gelmesiydi gecenin özeti. Meyveli bir şaraptı gece… Hayatın yaşanılası anlarından biriydi. Çok güzeldi, çok sade ve tertemizdi; insana dair… Hayatın içindeki…

  • Gökçelikler

    Seni hiç tanımadan sevdim ben, Sesini hiç duymadı kulaklarım, Ellerim ellerine dokunmadı henüz, Gözlerin ne renk onu da bilmem. Ama kalbim senin için, seninle beraber atmakta Adını biliyorum, Adın Gökçe, Ve seni seviyorum Yüzünü hiç görmesem de, Kalbinin ritmini dinliyorum… Birçok şeyi hayal edebiliyor insan. Hiç görmediği ülkeleri, gökyüzünü, ertesi günü… Ama seni hayal edemiyorum….

  • Yalnızlık..

    Ellerimin titrediğini çok kimse bilmez. Zaten yeni başladı sayılır. Aksayan bir şeyler olduğunun göstergesiymiş… Yani öyle diyorlar. Bence psikolojik… Önemsemediğim bir şey varsa, o da bu hayattaki varlığım… Önemsediğim şeyler de yıkık dökük zaten. Kirli bulaşıklara bakıyorum da, ne kadar benziyoruz birbirimize. Kullanılıp bir köşeye bırakılmış ve temizlenmeyi bekleyen… İnsan kendi kendini aklayamaz mı bu…

  • Yanlış Giden Bir Şeyler Var…

    Ben her gün kendi kendime konuşuyorum. Genelde sorular soruyorum. En sevdiğim soru ‘Neden?’… Neden böyle? Neden değişmiyor? Neden kırık? Neden dökük? Neden yarım? Neden yaşıyorum? Neden? Neden? Neden? Bu her gün tekrarlayan soru ayinin sonunda, yaklaşık 3 saat hiç konuşmuyorum. Çünkü soruların bir cevabı olmalı. Cevaplar ise, hep can yakar bizim tarihimizde… Ya da cevapsız…

  • Geceye Düşülen Notlar-29

    Geceye Düşülen Notlar-29 (Bu şarkıyla okursanız sevinirim) Yıldızlar kadar güzeldi yüzü… Ben hiçbir yıldızı yakından görmedim. Teleskopla da bakmadım hiç. Kavrayamadım gerçekliğini. Uzmanlara göre bundan yıllar yıllar öncesinin yansımalarını görüyormuşuz hala. Yani demek oluyor ki belki gökyüzü sandığımız kadar parlak değil. Belki gördüğüm yüz, sandığım kadar güzel değil. Ama inanmak istiyor insan. Sarsılırken hayata karşı…

  • Hiç doğmamış bir çocuk

    Mavi bir at olsa ve çocuklar oynadıkları oyunlar dışında hiçbir şey bilmese hayata dair. Mavi at oyun parklarının çevresinde dörtnala koşarken, çocuk şarkıları duyulsa uzak kasabalardan. Uzak kasabalar akla geldiğinde şarkılar fısıldansa kulaktan kulağa. Ya da şarkılar hep bir ağızdan okunsa… Düşerken yapraklar, mavi at hiç gelmedi. Ben bekledim. Ben beklerim yerli yersiz. Ben beklerim…

  • Gazete Küpürleri-1

    Kadınlar günümüz dünyasında güçlü olmak zorundadırlar. Çünkü günümüzde her şey kadın üzerinden temellendirilmektedir. Onların bedeni, kıyafeti, doğuracakları çocuk sayısı, kadının yeri… Bunlar dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çok tartışılmakta. Çoğunlukla bu kavgaların sonucunda üzüldüğümüz söylemleri ve uygulamaları gözlemlemekteyiz.  Ben günümüzde yaşayan bütün kadınların iyi bir eğitime sahip olmasını ve ekonomik özgürlüklerini sağlamış bireyler…

  • Geceler de çöker… Yiter geceler de… Dağılır bulutlar ve apaçık yıldızlarla kalırsın. Hayat bu, biter… Her şey gibi…

    “Düşmeyeceksin değil mi, söz ver. “ dedi kadın. “Düşmeyeceğim, söz” dedim. Ama ben üşüyordum. Hava soğuk da değildi. Çatının su giderinin hemen önünde durmuştum. Gözümdeki yaşlar hafif esen rüzgârdan mı, yoksa duygusallığımdan dolayı mı bilmiyorum. O an bunu düşünmemiştim. Düşünecek onca şey varken buna zaman ayırmak mantıksızdı. Ve aşağıda büyük bir kalabalık beni seyretmekteydi. Bizim…

  • Aksilikler yüzünden

    Masadaki tabaklara, bardaklara, çatal ve kaşıklara bir süre gözlerimi dikip baktım. Hepsi kirliydi. Sonra aynaya bu kadar uzun bakamadığımı düşündüm. Tek bunu da düşünmedim aslında. Bir sürü şeyi düşündüm. Yazamayacağım, yazdığımda yatak döşek ağlayacağım şeyleri düşündüm. Ne kadar yalnız kalabilirim daha? Ne kadar daha aynı filmleri açıp izlerim sızana kadar? Yeni filmlerin muhteşemliğine inat, insanların…

  • İsimsiz Masal

    İsimsiz Masal Sokağımda köpekler yatıyor benim, Sokağımdan hüzün akıyor. Ve evimin salonunda belirsiz zamanlarda, sigaralar tüttürülüyor… İsmi konulmamış çocuklar oluyoruz kalabalık semtlerde, İsmi bulunmamış masallar anlatıyoruz çevremizdekilere… Saat beşe geliyor. Saat beşi geçiyor, ve söylenecek bir sürü kelime birikiyor yataklarımızda, Yataklarımız yalnızlık kokuyor. Rengârenk patikler örüyor kadın, İlmik ilmik işliyor hayatını her şeyiyle… Gündüz kararsızlık…

  • Bak bir yıldız kaydı ve gökyüzü artık eksik…

    Bazen tüm gökyüzünü alıp odama taşımak istiyorum. Ki odam küçücük, ben zor sığıyorum. Ama bazen bu gökyüzünü bile hak etmiyor insanlar. Onların yüzünü gördüğüm anda olur olmadık tüküresim geliyor, içimden küfür de ediyorum, yalan yok. Dokunarak iyileşebilseydi insanlar, bu parmaklarımı dünyaya feda ederdim. Çekinmem ki ben, ben insanlar için tüm yükü sırtlamayı kabullenmiş bir çocuğum….

  • Geceye Düşülen Notlar-28

    Geceye Düşülen Notlar-28 Kendini bir döngünün içine soktuğunda, dönüşü olmayan bir yola da çıkmış oluyorsun. O yollar çekilmez oluyor, ama çekiyorsun. Kurtuluşu olmayan esirler gibi, ölüme giden idamlıklar gibi çaresizsin. Ve bir bulut yığını kaplamış tepeni. Yağmur yağdı yağacak. Ama bazen insan her şeye kayıtsız kalabiliyor. Aynadaki yansımama boş gözlerle bakıyorum. Dökülen ve hızla beyazlayan…

  • Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

    Boş bir sayfaya bakıyorum bir saattir. Solitare oynadım, ardından Freecel… Neden yapıyorum bunu bilmiyorum. Zamanımı bu iki oyunla baya harcadığımı düşünüyorum. Ya da zaman öyle ya da böyle geçiyor işte. Durduğunu gören oldu mu bilmiyorum. Gelip geçici yaşanmışlıklar üzerine kurulu bir sistem nihayetinde! Bir süredir tek bir cümle bile kurmadım hayata dair. Dergiyle uğraştım. Epey…