Çok sıkıcıydı.. Sistemin çorak arazisinde, birbirlerini öldürüyorlardı insanlar.. Ve herşey boştu o anda, çiçekler, güzel kokular, aşk falan..

Dün gece deliliğe övgüler düzdüm yine, hakan sabaha karşı karşıma çıktı. Sohbet ettik öyle ayaküstü.. Değişik bir bot vardı ayağında, top sakalı baya bir uzamıştı, saçları hafif Bob Marley tarzı.. İçinde içlik ve üzerinde lacoste ceket. Elinde yaklaşık 1 metrelik bir çıta. Diğer elindeki küçük zımparayla eğriliğini gidermeye çalışıyor.. Arada sağa sola heyecanla sallanıyor..

Çıtayı napacağını sordum(genelde ilginç şeyler üretiyor), çıta mı tespih mi bu diye cevapladı. Tabi zaman geçirmek için hangisi daha iyidir çıta mı tespih mi dedi.. İsimlere çok önem veriyor, soyadımla ilgili yaptığı yorumlar ve bilgisi beni onun hakkında daha çok bilgi sahibi olma isteğimi tetikledi. Daha sonra yıldızların sayılıp sayılamayacağını sorguladık, çöldeki kumların.. Mustafa Kemal’in dine bakışını da.. Dinin günümüz dünyasına nasıl adapte olacağını da sorguladık. Bunlara verdiği cevapları burada anlatacak değilim..

Kış erken geldi dedim benimle aynı düşüncede değildi, daha donma tehlikesi geçirmedim dedi.. İlginç biri, almanca ve ingilizce bildiğini biliyorum, hergün onlarca kilometre yürüyor, herkesle konuşuyor.. Umarım onunla daha çok vakit geçirebileceğim anlarla karşılaşırım..

Deliliğe övgüler düzecek kadar deliyim işte..  Akıllarınızı başınıza alın, deliliği bize bırakın..

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir