Cennetin ve cehennemin ayrımında, dünyanın sıradan hareketlerini gözlemliyorum.. Şeytanın aslında insan olduğunu anlıyorum.. Ölümler soluk, mat yağlı boya tablo misaliydi.. Sansasyonel haberler günden güne artmaktaydı ve gazeteler binbir çeşit yalan haberle doluydular..

Ölüme çok yaklaşmış olan insanının gözündeki o korku hali.. Ne gariptir değil mi? Arabanın çarptığı kadın; ıslak ve soğuk o pis asfaltın üzerinde kana bulanmış bir beden.. Ve aldığı o son nefeste düşündükleri.. Bence herkes, bu mudur yani diyor.. Bu kadar mı yaşayacaktım? Henüz erken değil mi? Bu şekilde olmamalıydı..Hadi be! Ne yani, ne bekliyordun ki! Kadere inanmışsın sen.. Seni cehenneme atmakla tehtid etmişler.. Ve her türlü ölümü hakediyorsun işte.. Öyle yazılmıştı ya.. Herneyse!

Sistemin adamı olmuştu herkes.. Sistem için kavga ediyor, savaşıyor, çalışıyordu.. Nihayetinde sistem açıkları hep öldürücü oldu insanlar için.. Hiç sorgulamadık;savaşları,talanları,soygunları,depremleri ve hastalıkları.. Bilim kötüye kullanılıyordu ama sesimiz soluğumuz çıkmıyordu işte.. Hastalıklardan ölüp ölüp gidiyorduk, ilaçlar bir tarafımızı iyileştirirken bir yanımızı bozuyordu.. Yan etkiler kısmı kabarıktı ilaçların ama hiç sorgulanmıyordu.. Kanser dört yanımızı sarmıştı.. Aptal kutuları hergün yeni bir şeyin nasıl kansere neden olduğundan bahsediyor, ertesi gün ise aksini iddia ediyordu.. Ama aptal kutularını izleyen aptal insanlık bunu hiç sorgulamıyordu.. Bugün aa kanser yapıyormuş, ertesi gün ise aksine kanseri önlüyormuş.. İşte kafasının içine sıçılası insanoğlu.. Aptallığı seçmek en büyük aptallıktır.. Ve seçtiyseniz başlıbaşına aptallık sizin için bir yaşam tarzı olmuştur.. Sistemin size sunduğundan daha fazlasını istemeyi aklınızın ucundan bile geçmeyecektir..

İş saatlerinin bunalttığı bir hayatın verdiği sus payıydı maaşlarınız.. Ama parayla herşeyi satın alamayacaktınız.. Alamadınız da.. Aileleriniz boktandı.. Ayrılıklar, kavgalar, gözyaşı ve psikolojik travmalar.. Ekonomik dalgalanmalar,çöküşler,bunalımlar.. İşte medeniyetin ve bu sistemin getirdikleri.. Moda,popüler kültür, entellektüel zırvalıklar.. Kandırıkçı medya işte.. Geçenlerde yazdığımız “Bizim Çocukluğumuz” da şimdi ki neslin ne halde olduğunu belirtmiştik.. İçler acısı bir haldeyiz.. Kangren olmuş, özgürlük bilincimiz.. Kirli dünyaların soğuk mezesiydik nihayetinde..

Bir ülkede niye yaşadığını bilmeyen bir halk mevcutsa, neden öldüğünü de asla anlamayacaktır! Ölümlere türlü kılıflar giydirilecek, ecel denecek, alın yazısı denilecektir.. Ama ölümler trafikte, hastanede, savaşta kısacası insanların varolduğu her yerde gerçekleşmektedir.. Tam yerine getirilmemiş sorumluluklar yüzünden milyonlarca insan yitip gitmiştir dünya üzerinde.. Hakkını hukukunu aramaktan aciz, sinmiş, susmuş, sessiz sıradan insanlar nihayetinde.. Varlıkları ve yoklukları üst düzey olarak nitelendirilen elitlerin çok da umurunda olmadı hiçbir zaman.. Zira çoktu harcanacak insan sayısı.. Ve varoluşumuzdan itibaren harcanıp durmuş.. Sömürülmüş.. Önüne konulanı yemiş, onu hak saymış ve fazlasını istemenin günah olduğunu kabullenmişti ne yazık ki.. Uysal ve cahil toplumu yönetme kolaylığı ne güzel şey aslında.. Ateşle ve sokağa sal.. Sırtını sıvazla ve ölüme gönder.. Planlar dahilinde satranç tahtasında harcadığın piyon misali, harca insanları.. Çok kolay.. Tereyağı ve kıl misali..

Hadi şimdi siktirin gidin, sıcak yataklarınıza, yumuşak yastıklarınıza yumulun.. Birileri toprak korusun, birileri göçükte ölsün, birileri çadırlarda donsun, sikik hayatlarınıza iyi geceler olsun…

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir