korsSıyrılmak isteyip de sıyrılamadığım düşüncelerimin bedenimi esir alması ne kadar sürecek bilmiyorum. Bir balığın -büyükçe bir balık- karmaşık kılçıklarını ayıklarkenki komik halim geliyor aklıma. Lüks lokantalarda, kibarlık budalası ahmakların nasıl da becerikli olduğuna şaşırmamalı.. Kısır bir döngüde, her şey herkes tarafından başarılabilir. Hırsına yenik düşen herkesin aynı derecede ve aynı noktalarda hata yaptığını gözlemlediğim günden beridir, birçok duygumu yitirdim. Kahrolası meyhanelerin ağız kokusu loşluğunda hüzünlenir oldum çoğu zaman. Halimden memnun değildim. Halimden memnundum da aynı zamanda.

Kendimi hep eksik kalmış olarak nitelerdim. Ama şimdi görüyorum ki arada kalmışım ben. Bir sürü insan gibi.. Lavabo tıkandığında, giderin içinde kalan pis sudaki tortuymuş tüm gerçekliğim. Geri kalan her şey de, tiksine tiksine girilen lağım boruları.. Saf sevgi yoktur ve hatta çoktur demişti bir bilen. Ne zaman dedi, kim dedi hatırlamıyorum. Hatta biraz zorlasam iç sesime bile söyletebilirim bu sözü.. Günümüz yapaylığındaki aforizmaların bile önemi kalmadığından; Anonim, günümüzün en büyük bileni.. Saygı duymuyorum büyük toplumların peşinden koştuğu insanlara. Onların tatmin edemediği egolarına ağız dolusu kusuyorum. Hiç okumadan bilenlerden tiksiniyorum ve çoğu zaman cahilce kestikleri ahkamlarla dalga geçiyorum.

Yüreksiz sevenler ve arabesk göstermelikler mideme ağır hasar veriyor ve uzaklaşıyorum günümüz sevgilerinden. Ben ekmeği bölüşürken yaşadığım sevgileri özlüyorum. Bir yıldızın -sönük bir yıldızın- soru işaretlerindeki öpüşleri arıyorum çoğu zaman. Her şeyi yaptım’dan çok, henüz hiçbir şey yapamadık’ları bekliyorum.. Kuralsız yaşamın sınırlarını deşmek istiyorum sevgimle. Dizilerin tanımladığı o poşet aşkların altını oyuyorum gönlümce. Dizelerin altında uyumayı düşlüyorum.. Yanmak nedir biliyorum.. Sızlamak ve ağlamak gönlümce. Dozajı ayarlı sevgilerinizin kocaman yüreklerde küçücük kaldığını haykırıyorum. Üç günlük ayrılışların, beş günlük yalanların ve riyakarlığınızın, sözde hüzünlerinizin ve tiksindiğim yaşamlarınızın her birini gözlerimle görüyorum!  Hiçbiri tatmin etmeyecek beni. Hiçbir gün anlayamayacaksınız.

Gitmenin ne demek olduğunu bilmeden, çıkacaksınız yola. Ve daha ilk virajda şarampole yuvarlanacaksınız. Kolunuz, kanadınız kırılacak ve bu zamana kadar yaşadıklarınızın, bundan sonra yaşayacaklarınızın yanında çok basit olduğunu anlayacaksınız. İş işten geçmiş olacak artık. Yoldan çıkmış bir hayatın baş figüranı olup, kendinizi başrolle avutacaksınız. Tecrübe ile sabittir. İki bacak arasından geçen yollar, iki kuruşa heba edilen hayatlar tanıdım ben. Ve her şeyden bir haber, kendinizi çok güçlü sanarak çıkacaksınız yola. Bedel ödemeden güç elde edilmiyor şu zamanda. Şu zamanla da alakalı değil bu, insan var olduğundan beridir hep aynı terane!

Daha demin yanı başımdan geçen tekerlekli sandalyedeki çocuğun yaşadıklarıyla uzaktan yakından yarışamaz sizin küçük hüzünleriniz ve sahte buhranlarınız! Hiç anlamadan yaşayıp, hiç anlamadan yiteceksiniz kendi bolluğunuzda. Savaşların her birine karşı olup, savaştan yana taraf olmaktır sizin hayat özetiniz. Oysa ben insan olabilmenin her şeye kadir olduğunu anlatmayı denedim. Sizin kalıplaşmış bilgilerinizin, bilgisizliğinizden ileri geldiğini söyledim hep. Susmanın erdem olduğu öğretildi sizlere. Hak aramayarak, dünyadaki tüm haksızlıklara izin verdiğinizin farkına ne zaman varacaksınız?

KorsanKalem 17.08.2014