Eskiler

  • Garip Yaşamlar-1

    Kıyısında yürüdüğün uçurum kenarında tanıdım seni.. Minicik ellerin, tir tir titriyordu.. Ve ben bir an bile tereddüt etmeden sevdim seni. Hiç çelişmeden kafamdakiler, aşık oldum. O an sen düşecektin ve ardından atlayacaktım ben de.. Ya da bir hareketimle çekip alacaktım Azrail’in pençesinden seni.. Ve Azrail’in hemen yanında öpecektim dudaklarından.. Planı yapmıştım yani.. Oysa hiçbir zaman…

  • Hayatımıza giren bütün mekanik dokunuşlara da lanet olsun!

    Doğum, yaşam ve ölüm.. Farklı noktalarda ve açılarda birleşmiş, bir üçgen.. Doğup, yaşayıp, öleceğiz.. Doğduk, yaşıyoruz, öleceğiz.. Bu en karmaşık denklemlerin, en kısa ve öz, çözüm yoludur.. Hayatımıza X dersek, X den bir halt olmaz. Biz en iyisi mi adımızı ve soyadımızı takınalım. Bir ismin milyarlarca isimden daha değerli olduğu o anları düşünelim bir süre…..

  • Nihayetinde hassas bir mizaca sahibim..

    Odaların içindeki insanların, sokak köşelerinde kriz geçiren sarhoşların derdini anlamalarını beklememek lazım.. Benim seni nasıl sevdiğimi de, ciğeri beş para etmeyen kerizlerin algılamaları güç.. Kimsenin kimseyi, bizim insanları anladığımız tavırla anlamalarını da beklemiyorum. Toplumumuzun çoğu manken, çoğu üst düzey bürokrat zaten! Biz birkaç orta sınıf babanın çocuğu, aşk diye piçlik peşindeyiz. Oysa bilmiyorlar ki; piçler…

  • Balık ağlarına takılan bir ceset..

    Bir şey vardır, hani lunaparkta ki tren en tepeye çıktığında her şey senin olmuş gibi gelir.. Ama birden iniverirsin aşağıya, döner tren, ne olduğunu bile anlamadan biter gezintin.. Sonra bacakların titreyerek inersin, yerde yürümek bile güçtür. Oturursun bir sandalyeye.. Oturuyorum.. Sonra düşünürsün, düşünür herkes.. Ne yazılır bunun üzerine diye.. Hiç bir şey yazılamaz aslında.. Kelimeler tükenir,…

  • Gece akan gözyaşımın hesabını vereceksin; Hayat..

    Kimseye Etmem Şikayet    Seher Vakti (Bu yazı iki şarkının eşliğinde yazılmıştır.) Hiçbir şeye kızmıyorum ben. Gücenmedim de.. Ben kendime de kızmıyorum. Belki biraz suçluyumdur. Herkes gibi olabilirdim. Umursamadan insanları, hayatı, çocukları, aşkları; günümü gün de edebilirdim. Ben sevdim her şeyi.. Değer verdim, her elini sıktığım insana.. Nefes alan, doğan, çiçek açan her şeye gıpta ettim….

  • Şehir Azabı..

    Büyük şehirlere yüklenilen anlamların; küçük kasabalarda yitirdiklerimizin bir yanılsaması olduğunu hissediyorum. Koca bir denizin koca bir vapuru yuttuğu, insanların sokaklarında uyuduğu ve büyüklük kavramanın köşe başlarındaki pis çöp kutularının içindeki zamanından önce atılmış eşyalarla ölçüldüğü küçük bir ayrıntıdır büyük şehir zırvalıkları.. İçecek çok yer vardır, kaçacak-kaçtığımızı sanacak- çok yer vardır. Kırmızı ışıklar vardır, trafik ve…

  • Yalnız..

    Bir uğultu işitiyordum. Muhtemelen gecenin sesi olabilir. Aldırış etmeden yürüyordum. Kediler uyuşuk hareketleriyle çöpleri eşeliyordu. Soğuk diyorum kendi kendime… “Umarım karınlarını doyururlar.” Deniz kenarına vardığımda, dolunayın olanca ışığını denizin üzerine yansıttığını gördüm. Işıl ışıl ve hareketliydi deniz.. Yakamozun, hayatımda daima önemli bir yeri olmuştur. Nerede görsem durup bir süre izlemeye koyulurum. Hayatın huzur mekanlarından biridir…

  • Karmaşık..

    Mesanene taş düşmüş dediler. Çıkarmalıydım.. Ama ben kusmak istiyordum.  Taş kusmak istiyordum. Midemin kapanmayan kapağına lanet edercesine kusmak istiyordum. Kimi geceler vardır ve sadece ağlanılmalıdır! Ki böyle geceler insan ya çok içmiştir ya da çok inanmıştır bir şeylere.. Ama ne içmenin ne de inanmanın gerçekçi yanı yoktur. İkisi de çekilmez olan hayatın, bir kandırmacasıdır. Yemekten…

  • Aylak..

                      Boş sokaklarda boyadık aşkın renklerini Ve polislerden kaçarken Soluk soluğa seviştik aşklarımızla.. Yorgun bedenlerimizi alkolle dindirdik Güç bela düzüşlerimizin arasında döktük göz yaşlarımızı.. Özledik çocukluğumuzu, özledik annelerimizi, özledik hayallerimizin olduğu yılları.. Gelmeyecek, geri dönmeyecek her şeyi özledik.. Bir başka zamanın yokluğunda, bir nasihatin boşluğunda yaşadık durduk.. Döküldü saçlarımız,…

  • Ölüm Uykusu..

    Bir süre ölü bir ten, kurumuş bir cesedim.. Belki kendi tabutumu taşır, derin bir çukura atarım kefensiz bedenimi.. Ya da susarım tüm kelimelere, cümlelere ve gevezeliklere karşı.. Bir şarkıda duyarsınız beni, bir haykırışta, bir ağıtta, gözyaşıyımdır.. Soğuk havalar geliyor. Sıcak havalar gelecek, belki olmayacağım.. Bir güneşe bel bağlayan F tipindeki mahkumum! Ölüm oruçlarında kaybedilen akılım…

  • Boş Masallar..

                      Dikine dikine giderken hayatın küçük oyunlarında, Buğulanmış camlara çizdiğimiz evlerin bahçelerinde düşlerdik aşklarımızı.. Bir vapurun oynaklığında durmaya çalıştığımız günden beridir, kaypaktı her zemin.. Terlerken tutuğumuz eller, Hiç bitmesin diyeceğimiz o uzun sokak yürümeleri ve ardından ilk öpüşler, Silmek istemediğimiz temiz sayfalarındandı koca hayatın.. Düşerken, koşarken, batıp…

  • Kalın Kabukların Altında, Korkak Bir Kaplumbağa..

      İçimizde saçma bir yarım kalmışlık hissi yaşatıyoruz.. Saçma diyorum zira yarım yaşıyoruz her şeyi ve içimizdekinin de yarıma dahil olması şaşırtıcı olmamalı.. Üç bilinmeyenli değil beş bilinmeyenli bir denklem bu.. Bazen insanlar bir şey yaparlar ve hiçbir nedeni yoktur bunun.. Misal bir intiharın birçok nedeni olduğu söylense de, nefes alan bir bireyin intihar etmesi…

  • Charles BUKOWSKİ (Heinrich Karl Bukowski)

    Nerede doğduğunu, ne zaman öldüğünü burada yazmanın bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Dileyen okurlar, internet ortamından çok rahat bir şekilde ulaşacaklardır bu tip bilgilere. Bir yazarın, bir düşünürün, bir aydının ya da bir siyasi liderin bu gereksiz bilgilerine takılıp özü gözden kaçırmanın en büyük gözlem hatası olduğunu düşünmüşümdür.. Beat Edebiyatı denilince akla gelen önemli yazarlardandır Bukowski…..

  • Bir ihtimal daha var.. O da (sevmek) mi dersin?

      Dolma kaleminin içindeki mürekkep kurumuştu.. .Kendi içinin de kurumuş olabileceği ihtimali vardı. Eski evine göre daha küçük ve tahta bir eve yerleşmişti. Uygundu kirası ve büyük evlere göre temizlik daha kolaydı bu küçük tahta evde.. Yıllar önce cilalanmış kapıların her biri artık mat, kuru ve çatlamıştı..  O çatlakları alnındaki dört çizgiye benzetti.. Yaşlanmıştı ve…

  • Öyle gecelerde, öyle anlar olur ki; hayatının hiç bir anında aklından çıkaramazsın.. Ve ölümler, düğünlerle iç içedir bu hayatta.. KK

    Ve sen istediğin kadar yıka, parlat, cilala hayatı; biri gelip tosyalayacaktır tam ortasından.. Bunca yıldır verdiğin emeği heba edecektir yani.. Sırf böyle anları bekleyen milyonlarca insan var.. Köşelerine sinip o anı bekleyen yok ediciler..  Bitmek bilmeyen koşturmacaların ardından beklediğimiz o mutlu yaşamın içine edenler var.. Yağan yağmurlar getirmiştir bu dünyaya hüznü.. O günden beri hüzünle,…

  • Mutluluğun Kıyısından Dönenler

      İhtiyar, aksak adımlarla kapıyı zorladı.. Basite indirgemişti hayatını.. Az yiyor, çokça içiyordu uzun yıllardır.. Al al olmuş yanakları müzmin bir ayyaş olduğunun göstergesiydi.. Masaya oturdu..  Sabahtan kalan şarabından bir bardak aldı ve yudumladı.. Her yudumda maziyi deşen zihni, yine onu çok eski yıllara götürmüştü.. Bir sahil kasabasında yedek subaydı.. Günler çok ilginç geçiyordu. Zira…

  • Bir tabut korkutmaz insanı; eğer içinde değilse.. KK

      Geç saatte evin yolunu tutmuştum. Dışarısı çok soğuk ve aynı orantıda boştu.. Çöpün kenarına bırakılmış çöp poşetlerini kediler parçalamakla meşguldü.. Birilerinin çöpü birilerinin umudu.. Hayat bu şekilde bir denge kuruyor olmalı.. Yoksa iyilik kötülükle, yoksul zenginle bir orta yol bulabilirdi elbet.. Bu saatler kahır saatleridir aslında.. Bir sürü kazancı ecel terleri ve kömür tozları…

  • Kinyas ve Kayra

    Beni derinden etkileyen özel kitaplardan biridir Kinyas ve Kayra.. Kitabın içinde aslında üç bölüm bulunmaktadır. Birinci bölüm ikisini kapsar. Diğer bölüm Kayra vardır sadece. Üçüncü bölümde de Kinyas sahnededir.. Her sayfa zihnimizde,  film sahnesi gibi net bir şekilde oynamaktadır.. Bu yüzden hemen bu kitabın filmi çekilmeli diye düşünüyor insan.. Gerçekten de çekilse gidip zevkle izleyeceğimiz…

  • Kördüğüm kelimelerim..

    Herkesin yaşayacağı günler belli.. Bazı anlar öyle geçiyor ki ömrüm, bir saniye bir yıl gibi tükeniyorum.. Ilık cümleler soğuk yüzlerle karşılanıyor ve tam on sene çöküyorum karanlıkta.. Tıkanıp kalıyorum bazı köprüleri kurmadan hemen önce, ya da yola çıkmadan yoruluyorum, ölüm kokusu yaşam sevincine yaklaşıyor ve bir saat on bin saat hızına erişiyor anlamıyorum yaşadıklarımdan.. Yaşatmaya…

  • Kayıp

    Bütün özgürlüklerimizi kaybediyorduk, doğarken kesmiştik kanatlarımızı, gülüşlerimizi savaşlar almıştı, sesimiz bir çığlığın ertesinde kısılmıştı, Bir mermi aldı canımızı, Gönlümüzü de güzel kadınlar.. Bütün sevgilerimizi kaybediyorduk, Kavga çıkıyordu, Kan akıyordu, çiçekler soluyordu ve güneş kapkara bulutların ardında esir düşüyordu.. Bütün çocukları katlediyorduk, birisi ekmek çalıyordu, birisi aşktan bahsediyordu, birisi şiirler yazıyordu.. KorsanKalem 19.40 06.10.13