Cennetin ve cehennemin ayrımında, dünyanın sıradan hareketlerini gözlemliyorum.. Şeytanın aslında insan olduğunu anlıyorum.. Ölümler soluk, mat yağlı boya tablo misaliydi.. Sansasyonel haberler günden güne artmaktaydı ve gazeteler binbir çeşit yalan haberle doluydular.. Ölüme çok yaklaşmış olan insanının gözündeki o korku...
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ
Dünya olanca pisliğiyle dönmeye devam ediyor.. Sistemler karmaşık, planlar adi.. İnsanlığa dair yakışmayan ne varsa bugün sokaklarda, dünyanın dört yanında kaydedicilerin gözleri önlerinde yapılmakta.. Ve aptal kutuları dünyayı sarmış, ağababalık sanalı hastalık haline gelmiş.. Süreçler çok daha hızlı işler hale...
Bizlere reva görülen zamansız ölmektir!
Kamplaşırken dünya, uçurumlara giderken insanlık kolaydı unutmak herşeyi.. Ölümlere üzülünürdü eskiden, şimdiyse içten içe gülüyorlar.. Cahillik, geri kalmışlık.. Demokrasi denilen kurmaca herkese demokrasi olmuyor bazen.. Şimdi sinir bozcudur soğuk.. Taş toprak, ölüm kokusu.. Beton blokların ezdiği vücutlardaki ağrılar, sızılar.. Kayıpların...
Neylersin?
“KARARTMA Kapılar tutulmuş neylersin Neylersin içerde kalmışız Yollar kesilmiş Şehir yenilmiş neylersin Açlıktır başlamış Elde silah kalmamış neylersin Neylersin karanlık da bastırmış Sevişmezsin de neylersin Paul Eluard” Neylersin sevdiğim? Ben böyleyim neylersin? Gülümserken bile ağlarım, ağlarken bir köşede, deli gibi...
Geceye Düşülen Notlar-10
Çok sıkıcıydı.. Sistemin çorak arazisinde, birbirlerini öldürüyorlardı insanlar.. Ve herşey boştu o anda, çiçekler, güzel kokular, aşk falan.. Dün gece deliliğe övgüler düzdüm yine, hakan sabaha karşı karşıma çıktı. Sohbet ettik öyle ayaküstü.. Değişik bir bot vardı ayağında, top sakalı...
Matlaşan renkler..
Sıkıntılı bir günde, boş gözlerimin denizin maviliğiyle buluşması tesadüf değildi. Gözlerimdeki yorgun yalnızlık ne zaman çekilmez olsa, soluğu mavi serinliklere dalmakta alıyor. Bu soğuk günlerde kazağımın içine hapsolan güneş ışınlarıyla anca ısınabiliyorum. Bedenim atıl ve bitkin.. Sevdiklerimden epey uzaktayım. Ama...
Bu heplik beni öldürecek..
Bu heplik beni öldürecek.. Hep birşeyler için adım attığımda bişeyler olur, rüzgar tersten eser, fırtına çıkar, ters köşe olurum.. Hep iyi giderken işler, kötüye dönüverir.. İyi bir yazı yazacakken, elektrik kesilir, su basar.. Hastalanırım birden, uyuyakalırım.. Hep sabah olur ve...
Öylece…
Yalpalayarak kalktı ayağa… Amaçladığı denize ulaşmaktı ya da dışarıda yağan o hüzün yüklü yağmurda ıslanmaktı. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyecektik… Aklından ne geçmişti, ne düşlemişti hiç bilinmez… Öylece gidiverdi ölüme, yalın ayak… KorsanKalem
Düz yazı..
Ölüm uykusuna yatmış gibiydim.. Geç kalktım.. Delice yağıyordu yağmur.. Hava buz.. Gök karanlık.. Ev dağınık ve kirli.. Yeryer rutubet kokuyor.. Köşelerde örümcek ağları.. İçin için ağlayan bir ev.. Acizliğin yağlı boya tablosu gibiydi.. Biraz dolandıktan sonra giyindim.. Artık botların zamanıydı.....
Yağmurlu bir gündü…
Geceden beri yağıyordu yağmur, durmadı pek. Birkaç kere dışarıya çıkıp usulca ıslandım. Islanmayı severim, yağmur kokusunu ve yağmurun getirdiği hüznü de… Hüzün, hayatın her anında vardır aslında ama bulutun taşıdığı hüzün yüklü damlaların toprakla buluşması farklı gelir bana. Para babası...
Gece lambasının sıska kırmızısı içinde, üşümek gibisi yoktur, koca evin merkezinde..
Sosyal yardım projlerine bile bulaşan siyasal şakşakçılık! insanlıktan çok uzakta biryerlerde, iyilik vardı sahiden.. Ya da bize öyle olduğundan bahseden kuş beyinliler! Rüzgar olanca meymenetsizliğini kentin üzerine püskürtüyor.. Boş beleş bakışlarım bir o kadar manasız.. Dostluğu, dünyayı ve yaşamı sorgularken,...
07.10.2011 01.40
07.10.2011 01.40 Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız.. Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans...
Falan Filan..
Boş bir evdi.. Kültablasında 3 bükük izmarit ve bir plastik ağızlık.. Küller sağa sola saçılmış.. Bilgisayarın iki yanında boş su şişeleri.. Sehbanın üzerinde 3 bardak biri yarım kola dolu, geçenlerde ben bırakmıştım.. 2,5 lt kola şişesi.. Dibinde siyah muhtemelen asitsiz...
Gelmişimi geçmişimi..
Ben böyle gecelerde gökyüzünü izlerim.. Yıldızlara bakarım.. Yanıp yanıp sönen, pırıl pırıl parlayan ve kimisi bulutların ardına saklanmış binlerce, milyonlarca yıldız.. Ben böyle gecelerde yıldızların üstünde gökyüzünün bilinmez bir boşluğuna doğru hızla yol almayı düşlerim.. Giderken yıllar, gençliğin telaşını bir...
Yoktan..
Boş bir ekrana, bomboş gözlerle baktığım olur bazen.. Anlamsız ve bir o kadar uzun.. Anlamın ne olduğu konusunda şüphelerim var.. Yıldızların çokluğu ve parlaklaklığı ne kadar mana yüklüdür mesala? Ki ben yıldızları severim, çok bakarım göğe.. Görenler bir anlam veremez,...
Bugün yine..
Çok da önemi yoktu zaten! Yitip giden yaşamların ardından, beylik laflar etme telaşlarını gördüm insanların! Utanmadılar hiç! Hiç yürekleri sızlamadı! Doluydu cepleri, kasaları, banka hesapları doluydu! Boş olan hayatları ve kalpleriydi sadece! Sayılar çoktan anlamını yitirmişti! Sevgiler kirlenmişti! Ve silah...
Yine Başladı Maceramız..
Site sanırım biraz dinlenme ihtiyacı hissetti.. Yada sanal korsanların hayın saldırılarından birisi bizim candostu siteyi yaraladı.. Bir ihtimal de, kurduğumuz yazılımsal modların bir noktada çakışmasından kaynaklı bir sorun.. Her neyse.. Nihayetinde yeniden yayındayız.. Eski temamız şuan için deakftif durumda.. Bir...
aqfadvfn:D (ilginç bir başlık seçme gerekliliğinden midir, yoksa azıcık delilik belirtileri mi göstermekte yazar??)
Ve insanlar yavaş yavaş gecenin sessizliğine karışırdı. Gökyüzünde kızıl tonları.. Deniz çarşaf gibi.. Birer ikişer yanmakta ışıklar.. Daha yıldız yok gökyüzünde.. Uzanıp tutamazsın yani.. Henüz düş görmemiş denizkızları.. İnce bir yoldu hayat.. Kiloluydum, hep taştım yollardan.. Kalıplar yapılmıştı hayat için,...
Geceyi anlamlı kılan…
Bazen imkânsızlıklarla çevrilidir hayatın. Dikenli teller girmiştir sevdalarına ve izin verilmeksizin yaşamaktasındır hayatı… Ya da hayatın ölmekle geçecektir, zira böyle yaşanmaz!!! Direniş sabahlarına uyanırsın, kanlı pusularında kâbuslar görür ağlarsın. Bu hayatın sevimsizliğini gördükçe kahrolacaksın! Gece yarısını çoktan geçmiş ve sokakların...
Hayvanoğlu hayvan..Hayvanoğlu insan, ya da daha doğrusu İnsanoğlu hayvan!!
Ölmek üzereyken bile son bir derin nefes almamız, hayatı ne kadar çok sevdiğimizi gösterir.. Oysa ölümü tatmak çok kolaydır.. Soğuk bir gece, karanlık ve boş bir odada üşürseniz eğer, ölümün sıcak olmadığını anlayabilirsiniz.. Yaşam ne kadar sıcaksa, ölüm o kadar...



